Ekonomi

Almanya’da büyük inşaat projeleri neden yıllarca sürüyor?

Berlin’in yeni havalimanı: Beş yıl bitirilmesi planlandı, 14 yılda tamamlandı. Stuttgart’ın yi ana tren istasyonu ya da kumuoyundaki yaygın adıyla “Stuttgart 21”: İlk kazma vurulalı tüm 16 yıl oldu ama hâlâ inşaat halinde. Hamburg’daki konser salonu Elbphilharmonie: Üç yıl yerine dokuz yılda bitti.

Peki ya maliyetler? Bazı projelerde, planlanan bütçenin tam on katı harcandı.

Köln Operası da benzer bir maziye sahip. 1950’lerde modern demokrasinin simgesi olarak inşa edilen bina, aynı zamanda bir “kültür hazinesi” olarak görülüyordu. 2012’de restore edilmesi kararlaştırıldı. Plan basitti: Üç yıllık çalışma, 2015’te yeniden açılış.


14 yıllık restorasyon maratonunda son düzlük: Toplam 1,5 milyar euroya mal olan “yenilenmiş” Köln Operası’nın, 26 Eylül 2026 tarihinde perdelerini açması planlanıyorFotoğraf: Henning Kaiser/dpa/picture alliance

Evdeki hesap inşaat sahasına yine uymadı: Opera binası, iki sahneli bir tiyatro ve kendi sahnesi olan bir çocuk operasından oluşan bina kompleksi hâlâ oevasa bir şantiye görünümünde.

Opera sanatçısı Emily Hindrichs, 2015’te ekibe katıldığında duyduğu iyimserliği hatırlıyor:

“O zamanlar, tamam, bunu hızlıca çözerler diye düşünmüştüm. Hayli iyimserdim.”

On yıl sonra Emily, inşaatın hâlâ bitmesini bekliyor:

“Sahnelediğimiz eserlerin gösterimi, şehrin farklı noktalarındaki geçici mekânlara dağıtıldı. Yaşadığım hayal kırıklığı oldukça derin.”

Başlangıçta 250 milyon euro olarak öngörülen bütçe ise tam 850 milyon euroya çıktı. Faizler ve geçici mekânların maliyeti de eklendiğinde toplam fatura 1,5 milyar euroya ulaşıyor.

On yılı aşan inşaat sürecinde oyuncu Andreas Groetzinger de pek çok duyguysal gelgit yaşamış:

“Umut, umutsuzluk, öfke ve son olarak alaycılık. Sürekli yeni tarihler açıklandı. Ama hiçbiri doğru çıkmadı.”

Groetzinger için en rahatsız edici olan, projenin neden raydan çıktığını kimsenin açıklayamaması:

“Kimse bir şey bilmiyor. Neyin tam olarak yanlış gittiğini kimse söyleyemiyor. Her şey büyük ve aşırı karmaşık bir nedensellik ağına dönüştü.”


Hamburg’un simgelerinden: Halk arasında kısaca “Elphi” olarak adlandırılan ve yapımına 2007 yılında başlanan Elbe Filarmoni Binası (Elbphilharmonie), tam altı yıllık bir gecikmeyle 2016 yılında ancak tamamlanabildi. 77 milyon euro olarak planlanan başlangıçtaki maliyet ise on katını da aşarak toplamda 866 milyon euroya çıktı Fotoğraf: Jürgen Tap/HOCH ZWEI/picture alliance

Almanya’da gecikmelerin nedeni ne?

Jürgen Marc Volm, 2024 yılında proje yönetimi devraldığında zaten dokuz yıllık bir gecikme söz konusuydu. Projenin hayli karmaşık olduğunu vurguluyor:

“64 bin metrekarelik alan, 2 bin salon ve oda, 72 farklı uzmanlık alanında çalışan 58 şirket ve 22 planlama ajansı…”

DW’ye konuşan Volm,gecikmenin bazı bürokratik ve teknik nedenleri olduğunu da söylüyor:

“İnşaat izinleri uygun şekilde verilmediği ve tasarım ile inşaatta kusurlar ortaya çıktığı için çok sayıda düzeltme yapılmak zorunda kaldı.”

Buna çoğu zaman en ucuz teklifi veren firmayı tercih eden katı ihale süreci de ekleniyor. Yükleniciler iflas ettiğinde çalışmalar duruyor, yeni ihaleler açılıyor ve gecikmeler katlanıyor.

Volm, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Şirketler iflas etti. Ardından yeni şirketlerle çalışmak zorunda kaldık. Onlar, proje devam ederken sürece dahil oldular. Bu da sürekli değişiklik anlamına geliyordu.”

Deneyimli proje yöneticisi, Köln’deki sorunun temelinde iletişim eksikliği olduğunu da itiraf ediyor:

“Teknik sorunları çözmede çok iyiyiz, ama iletişim konusunda maalesef o kadar iyi değiliz.”


Kısaca “BER” olarak da anılan Berlin-Brandenburg Willy Brandt Havalimanı’na ilk kazma Eylül 2006’da vuruldu ve beş yılda tamamlanması planlandı. Tam 14 yıllık bir inşaat süresinin sonunda 2020 sonbaharında açılışı yapıldı. Toplam maliyet: 6,6 milyar euro (Fotoğraf 04.09.2009 tarihine ait)Fotoğraf: dpa

Ülke genelindeki projelerde de büyük gecikmeler yaşanıyor.

Alman Vergi Mükellefleri Federasyonu Başkanı Reiner Holznagel şu tespiti yapıyor:

“Almanya’nın bu noktada ciddi bir sorunu var. Büyük projeler hızlı, verimli ve gerekliliklere uygun şekilde inşa edilmiyor. Almanya’nın o eski olumlu imajı artık mazide kaldı.”

Holznagel, çevre ve güvenlik düzenlemeleri dahil birçok bürokratik katmanının, süreci yavaşlattığını da söylüyor:

“Almanya’da inşaat, aşırı pahalı. Malzeme ya da ücretler nedeniyle değil, çok fazla bürokratik düzenlememiz olduğu için. Bunlar muazzam miktarda para, zaman ve emek gerektiriyor.”

Bu düzenlemelerin sorumluluğu ve denetiminin büyük bir idare içinde farklı birimlere dağılmış olması, işleri daha da karmaşık hale getiriyor.

İki katedralin hikâyesi

Köln Operası, kentin inşaat alanındaki tek “bitmeyen senfonisi” değil. Şehrin en çok ziyaret edilen yapısı olan ve kısaca “Dom” diye adlandırılan tarihî Köln Katedrali’nin tamamlanması tam 600 yıl sürmüştü. İnşaat 1248’de başladı. Para bitince tamamlanmamış kulenin tepesindeki terk edilmiş vinç yüzyıllar boyunca bir simge haline geldi.


Ünlü Köln Katedrali: Bazı inşaat projelerinin oldukça uzun sürebileceğinin kanıtıFotoğraf: Shotshop/picture alliance

Kilise nihayet 1880’de tamamlandı. Ancak görkemli katedral, o gün bugündür yine inşaat halinde. Yapının dış cephesindeki iskeleler, Dom’un adeta bir parçası haline geldi. Eskiyen yapının bir bölümü restore edildikten hemen sonra, binanın bir başka noktasında iskele yeniden kuruluyor. Orasının tamiratı bitene kadar da bir başka noktanın restorasyon gereği ortaya çıkıyor ve kısır döngü bu şekilde sonsuza kadar devam ediyor.

Oyuncu Andreas Groetzinger, bitmeyen restorasyon çalışmalarına atıfla gülümseyerek şöyle diyor:

“Katedralin tamamlanması 600 yıl sürdü. Restorasyonda sanırım bunu da geçeceğiz!”

Köln’ün 500 kilometre güneybatısında, Fransa’nın başkenti Paris’in merkezinde başka bir ünlü katedral yükseliyor: Notre Dame de Paris. Köln’deki benzerine göre çok daha kısa sürede, 1345’te tamamlandı. Almanya’nın bugün yaşadığı takvim ve bütçe sorunlarının aşılması için belki bir rol-model olabilir.

Notre Dame ruhu

Notre Dame’ın kulesi ve çatısının büyük bölümü 2019’daki yangında yok oldu. Kısa süre sonra Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kilisenin beş yıl içinde yeniden inşa edileceğini açıkladı. Ve bu söz tutuldu; zamanında ve bütçe içinde tamamlandı.


15 Nisan 2019’da çıkan yangın, Notre Dame Katedrali’nin çatısını ve kulesini küle çevirmiştiFotoğraf: Thierry Mallet/AP Photo/picture alliance

Projeyi, emekli bir general olan Jean-Louis Georgelin, adeta askerî bir disiplinle yönetti. Philippe Jost, Georgelin’in ölümünün ardından görevi devralarak projeyi tamamladı. “O buna beş yıllık savaş diyordu” diye hatırlıyor Jost.

Jost, “Notre Dame ruhu”nu oluşturan şeyin, “ortak hedef” duygusu olduğunu söylüyor ve ekliyor:

“Projede yer alan tüm şirketler, ‘büyük bir aile’ bilinciyle çalıştı.”

Fransızlar, birbirlerini suçlama yerine güven ve iletişimi öncelik haline getirdi. Ayrıca ekip küçük tutuldu. Jost, en fazla 35 kişiden oluşan ve özellikle bu amaç için kurulan bir organizasyonu yönetti.

Jost, doğru ve güvenilir yüklenicileri bulmak için bir yıldan fazla zaman harcadıklarını anlatıyor:

“En iyileri seçmek zorundaydık. İyi olanın, bedeli de yüksek oluyor.”

Sonuçta 700 milyon euroluk yeniden inşaa süreci, söz verildiği gibi beş yıl içinde tamamlandı.


Notre Dame Katedrali, beş yıl gibi kısa bir süre içinde adeta küllerinden yeniden doğduFotoğraf: Andreas Becker/Nicolas Martin

Almanya için dersler

Vergi Mükellefleri Federasyonu Başkanı Holznagel, Almanya’nın başka yerlerdeki iyi uygulamalardan ders almasının zamanı geldiğini söylüyor:

“Bazı köprülerin ya da yolların durumuna bakınca, Alman devletinin ciddi bir sorun yaşadığını ve insanların neden bu kadar memnuniyetsiz olduğunu anlayabiliyorsunuz.”

Opera sanatçısı Emily Hindrichs, Almanya’daki esneklik eksikliği olarak gördüğü duruma şaşırıyor:

“Her zaman o inatçı, katı zihniyet görülüyor: ‘Bir planımız var ve sonuna kadar buna sadık kalmalıyız’ deniyor. Asla bir B planı yok.”

Oyuncu Groetzinger ise onlarca yıl boyunca Köln Operası ve tiyatro binalarının yeterince bakımdan geçirilmemesinin sorunu ağırlaştırdığını söylüyor:

“Almanya, altyapıya o kadar az yatırım yaptı ki, sonunda el atıldığında sorunlar bunaltıcı hale geliyor.”

İyi haber şu: Köln Operası’nın 2026 sonbaharında yeniden açılması planlanıyor. Emily için bu duygusal olacak:

“Orada sahneye çıkabilirsem, kendimi evime dönmüş gibi hessedeceğim. Bunu sabırsızlıkla bekliyorum.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu